E-POSTA BÜLTENİ

Birbirinden harika Zumamma lezzetlerinden ve günlük menülerden haberiniz olsun istiyorsanız lütfen e-posta adresinizi bırakın.

Mayam Mayam Güzel Mayam...

ŞUB

12

Mayam Mayam Güzel Mayam...

Anneme kavanozu verip “anne gün aşırı besleyeceksin” diye emanet ettiğim canlı, ekşi, organik maya için “aman kızım, oradan çıkıp bizi yemez” değil mi diye sordu annem bana… O gün bugündür benim canlı, ekşi, güzel kokulu mayam ile defalarca çok lezzetli, mis gibi kokan, sağlıklı ekmekler pişirdim… Ekmek benim takıntım oldu, belki takıntı tam doğru bir kelime değil, tutku diyelim…

Üzerine yazılmış kitaplar okuyorum, tarifler deniyorum, bloglar takip ediyorum, bir çoğunda hep aynı şey tekrarlanıyor; yaparken kendini nasıl hissediyorsan, ekmek o duyguyu içine alıyor. Pişirdiğin ekmek mutluysan başka, düşünceliysen başka, sakinsen başka, heyecanlıysan başka çıkıyor. Kesinlikle yanlış anlaşılmak istemem, ekmek yapmayı, ekmek yapmanın ince detaylarını öğrenme yolundayım. Ve daha henüz yolun çok başındayım. Ama bu duygu işinin ne kadar doğru olduğunu görecek kadar sayıda ekmek pişirdim sayılır. Mesela kızgınken yaptığım bir ekmeğin fotoğrafını paylaşayım isterseniz :) Ya da boşverin, mutluyken yaptıklarımız daha güzel... (Gerçi bence bu sadece ekmek için değil, kek için de, hamur işin içinde olan her türlü yiyecek için de geçerli)…

Merak edip ekmeğin tarihçesine baktım. Wikipedia’da yazdığına göre, ekmek 30.000 yıl evveline giden bir yiyecek ve kazara keşfedilmiş :), kazara keşfedilmek için ne şahane bir gıda…  Bir taraftan bakınca, bu ekmek pişirme işini çok sevmemi ben de kazara keşfettim sayılır.  Yıllar evvelinde hayatımıza giren ekmek makinalarından ben de bir tane almıştım.  Ara sıra evde ekmek pişirip, her seferinde evi saran taze, sıcak ekmek kokusu ile kendimden geçmişliğim de vardır.. Sonra bir gün bir vesileyle hamuru elde yoğurulan bir ekmek yaptım… Ve o gün ekmeğin keyfini keşfettim..

Bugünlerde bu ekmek rutini şu şekilde seyrediyor.  Akşam eve gidince dolaptan mayayı çıkartıp “levain” denen ilk ön mayayı hazırlıyorum.  O kısım önemli, zira aslında bu işlem öz mayayı beslemek. Belli miktarda un ve ılık su ile besleyip, kabın ağzını kapatıp sabaha kadar bekletiyorum.  Sabah bu karışımı (levain) Zumamma’ya getiriyorum. Ve gene un, su ve tuz ekleyerek bir seri yoğurma, mayalandırma, katlama, bekleme, tekrar katlama, mayalandırma, şekillendirme süreçlerinden geçiyor.  Bu aralar benim için öğleden sonraların en heyecanlı saatleri ekmeklerin fırına girdiği zamanlar… 

Pişince fırından çıkan mis kokulu ekmeklerin sıcaktan çıtırdayan kabukları, nar gibi kızarmış yüzleri sanırım her akşam öncesinin en güzel gün kapanışı....